Bisikletle Adalar’da 137 yıllık yolculuk

  • Konbuyu başlatan Yeni Safak - Genel Sağlık
  • Başlangıç tarihi
Y

Yeni Safak - Genel Sağlık

Guest
Adalar denilince zihninizde ne canlanıyor? Bizim hafızamızda ciğerlerimize dolan bol oksijenli temiz havası, çam ağaçları, tarihi köşkleri, denize açılan sükûnetli sokakları, eşsiz manzarasına dalacağınız tepeleri ve tabii ki otomobilsiz sokakları canlanıyor. Dünyada ulaşımı bisikletle yapılan pek çok şehir varken ülkemizde ise adalar bu özelliğiyle öne çıkar ve o sessiz sokaklarında bisikletinizle kaybolmanın keyfi başkadır. Peki Adalar bisikletle ne zaman tanışmış? İşte bu sorunun peşine düşüp geçtiğimiz hafta adalarla özdeşleşmiş bisikletin geçmişten bugüne bizi yolculuğa çıkaran bir sergiyi gezdik. “Bisiklet Üzerinden 137 yıl” adını taşıyan serginin başlığından da anladığımız gibi Büyükada’nın bisikletle tanışması bundan tam 137 yıl öncesine kadar uzanıyor.



OTOMOBİL BİSİKLET KÜLTÜRÜNÜ GERİLETTİ


İnternetten “Dünya üzerinde otomobilsiz yerler” listesine baktığımızda Türkiye’den sadece Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada’yı görüyoruz. Biz de Bisiklet yazarı Aydan Çelik’in küratörlüğünde, “Bisiklet Üzerinden 137 Yıl” temasıyla Büyükada’daki Adalar Müzesi’nde açılan sergiyle Adalar’da kısa bir bisiklet turuna çıkıyoruz. Sergi Adalar’ın yıllar içinde en önemli sembolü haline gelmiş olan bisikletin tarihine, İstanbul’a ve özellikle de Adalar’a gelerek yaygınlaşmasına ışık tutuyor. Sergi küratörü Aydan Çelik, serginin bisikletle özdeşleşmiş Adalar için kurgulanmış bir proje olduğunu söylüyor. “Biliyorsunuz dünyada otomobilsiz yerler şeklinde bir liste yapıldığında, bizim dört adamız Türkiye’nin otomobil girmemiş yegâne yeri” diyen Çelik, bu yüzden de bisikletin burada derin bir kültürü olduğunu ifade ediyor. Sergide bu kültürü yansıtmak istediğini dile getiren Çelik, “Dünya bisiklet tarihini kısa bir özetle anlatmaya çalıştık. Bu tarihi Türkiye ve Adalara da bağladık” diyor. “Amsterdam yokken Adalar vardı” diye bir cümle kurabildiğimizi de söylüyor.



Sergi, adalarda bisikletle büyüyen, ada yollarını bisikletle arşınlayan Adalıların ve yolu buralardan geçenlerin bisikletlerini, aksesuarlarını, sözlü tarih anlatılarını ve hatıralarını bir araya getiriyor. Sergiyi dolaşırken, 1884 baharında San Francisco’dan yola çıkan ve dünyanın ilk bisikletli gezgini kabul edilen Thomas Stevens’ın, 1885 yazında İstanbul’a ulaştığını öğreniyoruz. Bu yolculuk aynı zamanda serginin ismine ilham kaynağı da oluyor. Stevens, 137 yıl önce, İstanbul’a gelmiş. O zaman Büyükada’yı da ziyaret eden Stevens, iki yıl sonra Londra’da basılan seyahatnamesinde adadan övgüyle söz etmiş, izlenimlerinin bir bölümünü Türkçe kaleme almış. “Bisikletle Dünya Turu” kitabında Büyükada’yı öve öve bitirememiş. Stevens kitabında hayatlarında ilk defa bisiklet gören kadınlar ve erkekler arasındaki tepki farkına da dikkat çekmiş. Bisikleti ilk kez gören kadınlar, bisikleti ve sürücüsünü “sessizce ve nezaketle süzülüp gitti” gibi romantik cümlelerle tarif ederken, erkekler alete tamamen işlev odaklı bakmış. “Onun beygiri hiçbir şey yemiyor, hiçbir şey içmiyor, hiç yorulmuyor, ama şeytan gibi gidiyor” şeklinde anlatıyor kitabında.

Stevens’ın ziyaretinden sonra İstanbul’da da bisiklete ilgi artıyor, ticareti hızlanıyor. Bahçekapı’da, Galata’da, Pera’da bisiklet satışları artıyor. Bunu dönemin gazetelerinde, dergilerinde çıkan ilanlardan anlamak mümkün aslında. Bu canlanmadan en çok nasiplenen yerlerden biri de Adalar oluyor. Adalar’ın demografik yapısıyla ilişkili yaşam tarzı, bisikletin ana ulaşım aracı olarak tercih edilmesini sağlıyor.

ADALAR’IN ÖNCÜ BİSİKLETÇİLERİ


Sergide aynı zamanda, ünlü yazarlardan sporculara pek çok tanınmış isme de denk geliyoruz. Mesela sergide yer alan yaklaşık 40 bisiklet arasında İnönü ailesinin, Mehmet Ali Aybar’ın, şair Zahrad’ın, ünlü bisiklet yarışçısı Garbis Bora’nın bisikletlerini görüyoruz. Her bölümü ayrı bir konseptle hazırlanmış sergi, Adalılar’ın anılarındaki bisiklet hikâyelerinin geçmişten bugüne nasıl geldiğini mercek altına alıyor. Aynı zamanda bisikletin işlevselliğin ötesinde günümüze damgasını vuran sürdürülebilirlik özelliğine de vurgu yapıyor, karbon ayak izi olmaksızın nasıl araçtan amaca dönüştüğünün altını çiziyor. Altı ay boyunca ziyaretçilerini ağırlayacak olan Türkiye’nin ilk kapsamlı bisiklet sergisini siz de gezerken kendi anılarınızı anımsayabilir, iklim krizini aşmak için bisikletin önemini bir kez daha hatırlayabilirsiniz.



EDEBİYATA İLHAM OLMUŞ


Adalar’ın zengin bisiklet kültürü, memleketin sanat, spor, edebiyat hayatına yön veren isimler tarafından daha da zenginleştirilmiş. Adı Heybeliada’yla özdeşleşmiş olan Hüseyin Rahmi Gürpınar bir bisiklet âşığıdır mesela. Sağlık sebepleriyle bisiklet kullanmaya başlamış ve ömrünün sonuna kadar da devam etmiş. Bisiklet sadece hayatında değil eserlerinde de yer tutuyor. Gürpınar; Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Dirilen İskelet gibi romanlarında bisiklete yer veriyor. Başka bir Heybeliadalı, Ahmet Rasim de Malûmat Gazetesi’nde yazdığı “Şehir Mektupları”nda bisiklet meraklılarını tatlı tatlı tiye alır. Kendisi kullanmasa bile bisiklete sempatiyle bakmış. İngiliz Dili Edebiyatı profesörü Mina Urgan ve babası Tahsin Nahit, bisiklete çok düşkün iki adalı arasında. “Adalar Şairi” olarak bilinen Tahsin Nahit’in bir bisiklet cambazı olduğu, Salah Birsel gibi yazarlar tarafından hayranlıkla anlatılıyor. Kısa istisnalar dışında 1929-33 arasında Büyükada’da yaşayan Lev Troçki, burada yazdığı anılarında, bisikletten çok söz eden başka bir isim. Çocukluğunu geçirdiği Yanovka’da, adı Ivan Vasilyevich olan çok becerikli bir ustanın yaptığı bisiklete bindiğini anlatır. Henüz ilkokula yeni başlamıştır. 1888’de okumak üzere gönderildiği Odesa’da da bisiklet maceraları olur.

Ayrıca yoksul Rus halkının bisiklete binmesini, iki tekerin özgüveni arttıracağını söyler.

Galeri: Farkındalık için bisikletle yola çıktı: 30 şehir dolaştı
 
Üst